Bilmelisin ki...

2007-12-03 00:20:00

Bilmelisin ki... Duvarda asılı diplomalar insanı insan yapmaya yetmez. Bilmelisin ki... Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır. Bilmelisin ki... Karşındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin nereden geçtiğini bulmak zor. Bilmelisin ki... Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez. Gerçek aşkların da! Bilmelisin ki... Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok, ne tür deneyimler yaşadığınızla var. Bilmelisin ki... Aile hep insanın yanında olmuyor. Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz. Aile her zaman biyolojik değil. Bilmelisin ki... Ne kadar yakın olursa olsunlar en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir. Onları affetmek gerekir. Bilmelisin ki... Bazen başkalarını affetmek yetmiyor. Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor. Bilmelisin ki... Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın dünya sizin için dönmesini durdurmuyor. Bilmelisin ki... Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş olabilir. Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz Bilmelisin ki... İki kişi münakaşa ediyorsa, bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez. Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez. Bilmelisin ki... Her problem kendi içinde bir firsat saklar. Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır. Bilmelisin ki... Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor. .                                           Can Yücel ... Devamı

HAYAT ERTELEMEYE GELMEZ..

2007-11-29 22:33:00

 HİÇ BİRŞEYİ ERTELEMEYİNGünümüzde yüksek binalara geniş otobanlara sahibiz, fakat daha az karaktere ve daha dar bakış açısına.Daha çok harcıyor ama daha az zevk alıyoruz.Daha büyük evlere sahibiz, ama daha küçük ailelere.Daha çok yapacak işlerimiz, fakat daha az zamanımız.Daha çok bilgiye sahibiz, daha az doğru kararlar veriyoruz.Daha çok ilacımız var, ama daha az sağlıklıyız.Servetimizi çoğalttık, fakat değerlerimizi azalttık.Çok fazla konuşuyor, çok az seviyor, ve çok fazla nefret ediyoruz.Aya gidip geldik, ama sokağımızın karşısındaki komşumuza gitmekte zorlandık.Dışımızdaki alanları fethettik, fakat içimize ulaşamadık.Daha çok gelirimiz var, fakat daha az moralimiz.Daha özgürce harcayacağımız zamanımız var, fakat daha az zevk alıyoruz.Daha çok yiyeceğe sahibiz, fakat daha az besleniyoruz.Her eve iki maaşın girdiği, fakat boşanmaların arttığı günlerdeyiz.Daha iyi evlerin, fakat daha çok yıkılmış yuvaların olduğu zamandayız.Bu nedenlerle şunları öneriyorum ;Hiçbir şeyinizi özel bir an için saklamayın, çünkü yaşadığınız her an özeldir.Araştırın, daha çok okuyun, verandanıza oturun ve hayranlıkla hiçbir çaba sarfetmeden sahip olduğunuz manzarayı seyredin.Ailenizle ve arkadaşlarınızla daha fazla zaman geçirin, sevdiğiniz yiyecekleri yiyin ve beğendiğiniz yerleri ziyaret edin.Hayat sadece yaşamı sürdürme değildir, zevkli dakikalardan oluşan bir zincirdir.Kristal kadehlerinizi kullanın, en sevdiğiniz parfümünüzü saklamayın ve her istediğinizde kullanın.Sözlüğünüzden "günün birinde" ve "bir gün" gibi kelimeleri çıkarın.Ne zamandır düşündüğünüz mektubu yazın.Ailemize ve arkadaşlarımıza onları ne kadar çok sevdiğimizi söyleyelim.Hayatınıza zevk ve kahkaha katacak hiçbir şeyi ertelemeyin.Her gün, her saat ve her dakika özeldir, ve siz bunun sizin için son olup olmadığını bilmezsiniz.Eğer bu yazıyı sevdiklerinize gönderemeyecek veya sevdiklerinizle paylaşamayacak kadar çok meşgulseniz ve kendi kendinize "birgün" nasılsa diyorsanız, düşünün ki günün birinde onu gö... Devamı

UMUDUNUZ SÖNMESİN..

2007-11-07 12:08:00

Umudun Ateşi     İnanç, yaşamın gerçek kuvvetidir.Leo TolstoyKüçük bir çocukken, ailem Auschwitz’e gönderilmişti. Kısa bir süre için babamla aynı barakada kalıyordum. Tarif edilemez korkulara, baskılara ve zorluklara rağmen, bir çok Yahudi ellerinden geldiğince dini görevlerini yerine getirmeye çalışıyordu. Soğuk bir kış gecesi, tutuklulardan biri, bizlere, o gecenin Işıklar bayramı Hanuka’nın ilk gecesi olduğunu hatırlattı. Babam, atık metalden bir Hanukiya yaptı. Fitiller için hapishane üniformasından sarkan ipleri kullandı. Yağ için de, gardiyanlardan birinden bir şekilde aldığı yağı kullandı.Bu gibi hareketler, tamamen yasaktı ve ölümle cezalandırıldı. Ama bizler riske girmeye alışmıştık. Ama ben yine de elimizde olan değerli kalorilerin “ boşa harcanmasına” karşıydım. Bir parça yağı yakmak yerine aramızda paylaşmak daha iyi olmaz mıydı?“Hugo,”, demişti babam, “Sen de , ben de bir insanın uzun süre yemek yemeden yaşayabileceğini biliyoruz. Ama Hugo, insan umudu olmadan tek bir gün bile yaşayamaz. İşte bu umudumuzun ateşi. Hiçbir zaman bu ateşin sönmesine izin verme. Ne burada, ne de başka bir yerde. Bunu asla unutma Hugo...”Rabi Kenneth L. Cohen ... Devamı

ümit taşı..

2007-10-17 21:18:00

          ÜMİT TAŞIKüçük çocuk, deniz kenarında gördüğü yassı bir taşın güzelliğine hayran olmuştu. Mutlaka bir mücevherdi bulduğu. Şekli de bir insan kalbi gibiydi.Üstelik parıl parıl parlamaktaydı. Çocuk taşı avuçlayıp eve koştu. Ve onu büyük bir heyecanla babasına uzattı. Adam, yavrusunun soğuktan morarmış avucundaki taşın, birbirine sürtüldüğünde kıvılcım çıkaran bir çakmak taşı olduğunu hemen anladı. Fakat bunu ona söylemedi. Küçük çocuk, rüyalarını süsleyen bisiklete kavuşmak için elindeki taşı satmak istiyor ve o paranın bir bölümüyle bir de top alacağına inanıyordu. Fakat babası buna yanaşmıyordu. Çocuk,işin kendisine düştüğünü anladığında,  tatilde simit sattığı çarşıya gitti. Kuyumcu vitrinleri, göz kamaştıran ışıkların aydınlattığı altın kolyelerle doluydu. Bir de, elindeki taşın çok daha küçükolanlarıyla süslenen pahalı yüzüklerle. Çocuk en gösterişli mağazayı gözüne kestirdikten sonra, bir süre vitrin önünde bekledi. İçeride, dükkan sahibi olduğu anlaşılan bir adam vardı. Müşteri olarak da kürk mantolu bir hanım.Küçük çocuk biraz sonra içeri girdi. Ve cebinden çıkardığı taşı dükkan sahibine uzatarak: -"Bu pırlantayı deniz kenarında buldum efendim. Eğeristerseniz size satarım." dedi.Adam taşa uzaktan bir göz atıp: -"O sadece basit bir çakmak taşı. Bütün sahil o taşlarla doludur." dedi. -"Hayır!" diye atıldı küçük çocuk. -"İsterseniz ıslatın, ne kadar parladığını göreceksiniz."Dükkan sahibi, zengin müşterisini kaçırmaktan korkuyor ve çocuğu kolundan tutup atmayı planlıyordu. Kadın onun niyetini sezmişti. Çocuğun taşına yakından bakıp: -"Tam istediğim şey!" diye gülümsedi.- "Onu bana satar mısın?"Küçük çocuk, taşının gerçek değerini anlayan biriyle karşılaşmış olmaktan son derece mutluydu. Kadının cebine doldurduğu paralar ise, aklını başından almıştı. Defalarca teşekkür ettikten sonra, koşarak uzaklaştı. Kadın,elindeki taşı kuyumcuya vererek ona bir zincir takmasını istedi. Belli ki mücevher gibi taşıyacaktı. D... Devamı

Inci Cayirli - Ruhumda Nese Hayale Daldi. - Zapkolik - zapkolik.com